T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI GİRESUN İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Bilmeceler ve Atasözleri

GİRESUN BİLMECELERİ

Geçmişte özellikle imece usulüyle yapılan işlerde bir raya gelen insanların uzun kış gecelerindeki en temel eğlence vasıtalarından biri birbirlerine karşılıklı olarak bilmece sormaktı. Özellikle fındık toplarken, fındık seçerken ve mısır ayıklarken bir araya gelen yaşlı, genç herkes birbirine bilmece sorardı. Bu süreçte gençler yaşlılardan eski bilmeceleri öğrenirlerdi.

Bilmecelerin halk arasındaki eski adı mesel olup, kendine has kurallar çerçevesinde icra edilirdi. Bu geleneğin icrasıyla ilgili olarak Pamirli’nin verdiği bilgileri aynen alıyoruz:

Önce meselleşecek olanlar taraf taraf ayrılır. Ayrılmalar münakaşalı olur. Çünkü fazla mesel bilmek bu işte aranılan ilk şarttır. Hemen herkes bu gibilerle birlik olmak, dolayısıyla bahsi kazanan gruptan olmak ister. Nihayet meselleşme başlar. Bir tarafın söylediği meseli diğer taraf bulmaya çalışır. Bulursa mesel söylemek hakkı kendi tarafına geçer. Bulamazlarsa önceleri kendilerine ayrılmış yurt bölgelerinden münasip bir şehri diğer tarafa verirler. Eğer ne bulurlar ne de öğrenmek için mukabilinde istenilen şehri vermeden kendileri bir mesel söylemeğe kalkarlarsa, o grup hakkında derakap ceza tatbik edilir. Tatbik edilen bu ceza meselleşmelerdeki intizam ve disiplini anlatan çok enteresan bir tarzda gülünç ve düşündürücü mahiyettedir. Mesela meseli söyleyen grup şöyle başlar:

-Bir koyunum kaça alırsın?

- Beşe.

- Vermem beşe çalarım taşa.

- Bir koyunum var kaça alırsın?

- Altıya.

- Vermem altıya, doğrarım salataya.

Bundan anlaşılıyor ki meselleşmeler derin bir intizam içinde sırayı ve hakkı takip eder. Ceza oradakilerin tek endişesi olduğundan kimse pazara çıkarak gülünç bir şekilde satılmayı istemez. Haraç, mezat olanlar oradakilerin kahkaha ve eğlence mevzuu olurlar. Eğer satılmak başlamışsa kabahatli taraf suçunu çabucak anlar. Affedilmesi için ayrı bir şehri verir. Ceza kaldırılır. Meselleşme gene eskisi gibi devam eder. Meselleşme sırasında bir taraf şehirler kaybederken diğer taraf kazandığından meselleşmenin sonunda heyecan gittikçe artar ve kaybeden taraflar üzülürler.

Giresun ve çevresi bilmece bakımından da zengin bölgelerimizden biridir. Konuyla ilgili kaynaklara baktığımızda Giresun ve çevresinden derlenmiş çok sayıda bilmeceyle karşılaşmaktayız. Çeşitli yazılı kaynaklarda gördüğümüz Giresun bilmecelerin birkaç örnek:

Dal ucunda kınalı parmak……………………………………….…(Taflan/Kara yemiş)

Dal ucunda kırmızı boncuk……………………………..……………………….(Kiraz)

Ev üstünde gümüş tabak…………………………………..………….……………(Ay)

Dal ucunda tüylü dedem………………………………….……………………(Şeftali)

Bir kayadan iki yılan bakar………………………………..………………………(Kaş)

Dereden gölgesiz geçer…………………………………..………………………...(Ses)

Dal ucunda kitli sandık………………………………….…..…………………..(Ceviz)

Dal ucunda bal lokması………………………………….….…….…..…………(İncir)

Ev ardında oy anam oy………………………………….……..…….…………(Isırgan)

Kara tavuk karnı yarık………………………………….……………………….(Kahve)

Karanlık yerde katır tepişir……………………………….…………...…………..(Pire)

Dünyaya can dağıtır, kendinin hiç canı yok…………..…………….…...………….(Su)

Ayla açar

Günden kaçar……………..………………………….……….…….…………...(Yıldız)

Biri kaynar

Biri oynar……………………………………………………………….(Yemek, kepçe)

Bağırsan dinler

Susarsan inler……………………………………………………………….(Aksi Seda)

Gökten itilir

Yere dikilir……………………………………………………………………(Yıldırım)

Kapıyı açar

Kapamadan kaçar……………………………………………….……………...(Rüzgâr)

Hanım içerde

Saçı dışarıda……………………………………………..…..……………..…….(Mısır)

Alaca bulaca,

Çıkar gider ağaca……………………….……………………….……….……(Fasulye)

Yatağından çıkmaz

Yatmadan hiç bıkmaz………………………………….………………………..(Deniz)

Gider gider izi yok

Geri döner tozu yok……………………………………………………………(Vapur)

Derisi var kanı yok,

Nefesi var canı yok ………………………………………….………………….(Körük)

Eli yüzü buruşuk

Beyler ona alışık………………………………………………………………..(Sütlaç)

Mesel mesel metten,

Sakalı var etten………………………………….…………………………..…..(Horuz)

Suya düşer ıslanmaz,

Yer altında paslanmaz………………………………………………..……………(Işık)

Bir küçücük heykel,

Dibi yassı başı kel…………………………………………..………………….(Kabak)

Bakarsın cüce olur

Bakarsın yüce olur……………………………………….……………………..(Gölge)

Sarı öküz yattı kalkmadı

Kara öküz gitti gelmedi………………………………………………….(Ateş, Duman)

Büyür sinsi sinsi

Olur bir koca tepsi…………………………………………………….……………(Ay)

Kara kara yüzü var

Doymak bilmez gözü var………………………………………..…….……….(Toprak)

Gökten yere yağar

Yerden göğe ağar……………………………………..……………….(Yağmur, buhar)

Tavan üstünde takır tukur

Sanırsın halı dokur………………………………………………………….…….(Fare)

Ayda uçar,

Günde kaçar…………………………………………………………………….(Yarasa)

Dokunmayın kırılır

Sıcak bulsa dirilir………………………………...…….…………………….(Yumurta)

Sarıdır özü

Güldürür yüzü……………………………………………………..………..........(Altın)

Canlı kaçar

Cansız kovalar……………………………………………….………….............(Araba)

Dağa gider seslenir

Eve gider yaslanır…………………………………..…….…….………………..(Balta)

Bin ilik bin düğüm

Bin diyesin bilmeyesin……………………………………………………….(Balık ağı)

Başına vurdum

Kayboldu durdum………………………………………………………………...(Çivi)

Taştandır demirdendir

Yediği hamurdandır………………………………………….……………...(Değirmen)

İki delikli bir saplı

Bilmeyenin yok aklı……………………………………………………………...(İbrik)

Kendisi demirden

Kuyruğu kendirden………………………….……..……………………………..(İğne)

Bir demirim var çatal

Her şeyimi o satar……………………………..………………………………..(Kantar)

Git gelinim gel gelinim

Yol üstünde dur gelinim………………………………………………………….(Kapı)

Sesi çıkar canı çıkmaz

Canı çıkar sesi çıkmaz……………………………………….………………(Kemençe)

Günde beş defa sarmaş dolaş

Bil bakalım nasıl arkadaş……………………………………………………..(Seccade)

Adamdan yüksek

Tavuktan alçak…………………………………………………….…………….(Şapka)

Karşıda hot oturur

Biri kalkar biri oturur…………………………………………………………...(Terazi)

Evde çatmaya yarar

Dağda atmaya yarar……………………………………………………………..(Tüfek)

Başı kapı ardında

Kendisi dünya ucunda…………………………………………………………......(Yol)

Tasaları dindirir

Çocukları sevindirir…………………………….……………………………..(Bayram)

Yol üstünde kalaylı tas

Gelene de has gidene has………………………………………………………...(Cami)

Abdest alır namaz kılmaz

Kılanlardan geri kalmaz…………………………………………………………...(Ölü)

Nar tanesi nur tanesi

Dört köşenin bir tanesi………………………………………………….………..(Kâbe)

Altından vurdum direği,

Güm güm eder yüreği……………………………………………….……………(Soba)

Yeni gelinin fesi

Acı gelir nefesi…………………………………………………………..............(Biber)

Başı yeşil, kökü kırmızı,

Odur doyuran karnımızı…………………………………………..…………(Madımak)

Bir ufacık mil taşı

Dolanır dağı taşı………………………………………………………………..….(Göz)

El eker,

Göz seçer

Dil biçer…………………………….…………………………………………….(Yazı) Heriye yavrum heriye

Askerleri yürüye

Böyle sırt üstü nereye…………………………………….…………………...(Cenaze)

Ne şurada ne burada

Ne u yanda ne bu yanda

Cümle alem içindedir…………………………………………………………….(Ayna)

Altı taş,

Üstü taş,

İçinde var

Binbir baş……………………………………………………………………...(Hamam)

Altı mermer,

Üstü mermer,

İçinde bir

Kanlı dilber……………………………………………..…………………………..(Dil)

Altı tahta,

Üstü tahta,

İçinde bir

Garip softa………………………...……………………………………...(Kaplumbağa)

Değirmen tepe

Dört yanı küpe

Altun hamaylı

Gümüş süpürge…………………………………..…..(Gökyüzü, Yıldız, Güneş, Gölge)

Gökten attım hızla

Yedi bin yıldızla

Ne toptu ne de tüfenk

İlle hızı pekti pek…………………………………..…………………………(Yıldırım)

Mantosu yeşil,

Düğmesi siyah

Entarisi kırmızı

Bunu bilin kimin kızı? ………………………………………………………...(Karpuz)

Et ete bitişir,

Kıl kıla yapışır,

Ne kadar yaparsan,

O kadar hoşlaşır……………………………….………………………..………..(Uyku)

Varma güzel yanına

İki elin bal olur

Tutar isen yavaş tut

İki elin kan olur. …………………………………………………………......(Kara Dut)

Kat kattır katmer değil

Pembedir elma değildir

Yenir yenmesine

Lakin tatlı değildir………………………………………………………………(Soğan)

Günlerin padişahı

Haftaların bir şahı

Uzatır bacakları

Dinletir ayakları…………………….……….………………..…………………...Pazar

Babası büklüm hoca,

Anası sarma hatun

Kızı dünya güzeli

Oğlu mecliste gezer………………………….…………………..……………...(Üzüm)

Ben ne idim ne idim,

Samur kürklü bey idim

Felek beni şaşırdı

Küllüklere düşürdü…………………………………..………………………..(Kestane)

Beyazla başladım

Yeşille işledim

Al ile bitirdim

Herkese yetirdim…………………………..…………………………………….(Kiraz)

Bir kuş gelmiş Eğin’den

İzin almış beğinden

Hangi kuşun kârı ki

Yem yiye göbeğinden…………..…………………………………………...(Değirmen)

Kapıda söğüt ağacı

Dalsız budaksız

Biz ona nasıl çıkalım

Elsiz ayaksız……………………………………………….….………………...(Güneş)

Hey var getir var getir

Gelmezse yalvar getir

Aşlanmamış fidandan

Dişlenmemiş yar getir………….………………………….……..……….………..(Kız)

Yürür gider canı yok,

Boğazlasam kanı yok

Yandım Allah’ım yandım

Dört kitaba inandım

Deryada bir gül bitmiş

Bağırır susuz yandım………………………………….……..…………………..(Gemi)

ATASÖZLERİ

Atasözleri, atalarımızın yüzlerce yıldır olaylar ve durumlar karşısında elde ettikleri tecrübeler sonucunda söyledikleri özlü ve bilgece sözlerdir. Bu tür sözlerin bir görünen anlamı bir de görünen anlamı zihnimize aktarmak suretiyle elde ettiğimiz ikinci anlamı vardır. Atasözüne özellik kazandıran veya tür hüviyetini veren ve kullanıldığı yerde kastedilen anlam ikinci anlamdır. Atasözleri manzum, mensur veya her iki şekil birlikte olabilir. Ayrıca atasözleri teşbih, kinaye, mecaz, tezat vb söz sanatlarını kudretinden bolca yararlanılmıştır.

Diğer bölgelerimizde olduğu gibi Giresun çevresinde de birçok atasözü kullanılmaktadır. Örnek olması açısından aldığımız buradaki atasözleri çevrede kullanılanların ancak bir kısmıdır.

Acı acıyı, çay da sancıyı keser.

Aç köpeğin gözü ateşi korkutur.

Ağzıyla isteyen, gözüyle yiyendir.

Akça sayış, don yürüryüş öğretir.

Akşam olunca topal keçi öne geçer.

Aldığını vermeyen, aradığını bulamaz.

Ananın bastığı yavru ölmez.

Aş taşınca kepçeye paha biçilmez.

At biniciyi tanır.

At karnından, yiğit alnından belli olur.

At murat, katır devlet, eşek kısmet, deve ise gurbettir.

Ata arpa, yiğide arka gerek.

Ata dost gibi bak, düşman gibi bin.

Atı görüp aksar, suyu görüp susar.

Atta, avratta, yurtta meymenet vardır.

Ayda gelene hoş geldin, günde gelene hoşt geldin derler.

Ayı görür aya, günü görür güne tapar.

Ayyaşın şafağı meyhanede söker.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.

Bağı bilinen üzüm dişe dokunmaz.

Balık gölde büyür.

Baş gövdeden, baş baştan üstündür.

Beli kırılan at sahipsiz kalır.

Bildik evin kapısı açılırken ses verir.

Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım.

Bir fısılcık (kıvılcım) yedi köyü yakar.

Bir iğne deliği koca fıçıyı boşaltır.

Boransız dağ olmaz.

Boş çuval dik durmaz.

Büyük dağın büyük fırtınası olur.

Cahil sofu şeytanın maskarasıdır.

Cami yıkılsa da mihrap durur.

Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.

Çekiç yemeyen taş, yapıya uymaz.

Çocuk kundakta, gelin duvakta terbiye olunur.

Çocuk olan evde dedikodu olmaz.

Çörden, çöpten kurulan evde balkon aranmaz.

Denizde bir taşım olsun.

Deveciden dostu olanın kapısı büyük gerek.

Dıvarı hatıl, gelini hatun tutar.

Dilenci parasının zekatı olmaz.

Dişten artan hekime, işten artan kasaba

Dost için ölmeli, düşman için dirilmelidir.

Dostun iyisi akrabayı aratmaz.

Dökülen kabını doldurmaz.

Düğün yemeğiyle köpek tavlanmaz.

Ebe çok olunca çocuğun gözü kör olur.

Ekmeğin büyüğü hamurundan olur.

Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir.

Elin yanında atın kuyruğunu kesme kimi uzun der kimi kısa der.

Elmanın dibi göl, armudun dibi yol, dudunki ise bel olmalıdır.

Eşek dört nala ahır yolunda kalkar.

Ev kabadayılığı yiğide yaraşmaz.

Evli olup ev halinden bilesin, bekar olup hangır hangır gülesin.

Fındığını ye harmanını sorma.

Fındık dalda iken cebe girmiş sayılmaz.

Gavur diye öldürür şehit diye namazını kıldırır.

Gönlün sevdiğinden daha güzel olmaz.

Görmedim haberim yok bin bela savar.

Güneş olsa kimseye doğmaz.

Güzelin köyü sorulmaz.

Hanım hanım değilse hizmetçi lala arar.

Hasmın karınca ise de merdane gör.

Havlayan köpek değerini artırır.

Horona giren kıçını sallar.

İki kaptan gemiyi batırır.

İstenilen yere git ar eyleme, istenilmeyen yere gidip dar eyleme.

İşini bilmeyen kasap, kalır elinde masat.

İt itle hırlaşmasa kediler aç kalır.

İtin ürenini makbul sayarlar.

Kabahat gelin olmuş bir güvey bulamamış.

Kabahatli köpeğin kuyruğu kısık olur.

Kahveci ile oyun oynayan müşterinin avanağıdır.

Karnımdaki değil sırtımdaki görünür.

Kestane topurundan çıkmış, topurunu beğenmemiş.

Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.

Köşe taşı yerine yaraşır.

Küçük balık kılçıklı olursa büyük onu yutamaz.

Küsen dilenci boş cepli kalır.

Laf lafı laf da tabakayı açar.

Malını hırsıza emanet et.

Mezar taşıyla iftihar edilmez.

Misafir misafiri, ev sahibi hiçbirini istemez.

Misafire kalk git demezler, atının yemini keserler.

Oğlan babadan görür at oynatmasını, kız anadan görür sofra donatmasını.

Oğlan büyür koç olur, kız büyür hiç olur.

On dost on bin liradan iyidir.

Ortak atın beli kırık olur.

Oynaşına güvenen yarsız kalır.

Ödünç mal güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.

Öküzü sal, yiğidi ar öldürür.

Ölenin sahibi çoktur.

Ölmeden çene çekilmez.

Ölmüş eşek arıyorsun nalını mıhını sökecek.

Örtük yüzün dostu olmaz.

Paranın ağzı dili yok, nereye verirsen gider.

Pay edene pay kalmaz.

Pehlivan olan ustaya çıkmaz.

Sahibinden hatır uman köpekten hayır gelmez.

Sarhoşluk arabacılığa benzemez.

Selamını aldım seni Allah’a saldım.

Sevip deli olacağına vur da kahraman ol.

Sırtımı unlu görüp de değirmenci sanma.

Sineğin balı, tembelin malı olmaz.

Sinek balla tutulur.

Sivri sinek rüzgara vız gelir

Soğan yiyenin ağzı kokar.

Solucana kıyamet kopacak demişler, görmeyeyim diye toprağa girmiş.

Sonradan görmüş, dininden dönmüşe benzer.

Tanımadığın horuzun sesini dinleme.

Taşa ırmağa yiğitlik olmaz.

Taşkınlığın sonu şaşkınlıktır.

Tepeden aşan yolcuya buyur edilmez.

Tık tık eden nalça, işi gören akçedir.

Tırıs’a giden atın karnı aç kalmaz.

Uzun ağaç kese kese tükenir.

Vajkitsiz açılan gül çabuk solar.

Vakitsiz gelen misafir kediyi bile uyandırır.

Vuramayan sopanın büyüğünü alır.

Yabancı iğne can acıtmaz.

Yağmurda ıslananın denizden korkusu olmaz.

Yalı gel de bir top at.

Yaptığından değil yapamadığından kork.

Yelin ahrı yağaş, şakanın ahrı döğüş.

Yer eken yerinmez.

Yıkılan ağaca kafa tutan çok olur.

Yiğidin karısı bir olur.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Yiğit yiğidi gözünden tanır.

Yoz malın saman yiyecek zamanı değil.

Yük altında türkü mü olur.

Zehirden şifa, kahpeden vefa olmaz.

Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düzde yolun şaşırır.

Zengin ister dünyayı tutam, fakir ister peşinden yetem.